2016 yılında Intersteno Türk Grubu adına katıldığımız ve Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi tarafından düzenlenen Adalet Meslek Yüksekokulu Sempozyumunda bildiri olarak sunum yaptığım makale içeriğidir. Bildiri, adalet meslek yüksekokulu tarafından kitap olarak da yayımlanmış olup, aşağıda bildirinin tam metnini okuyabilirsiniz.


1) GÜNLÜK HAYATTA F KLAVYE KULLANIMI VE GÜNCEL GELİŞMELER

Bugünkü teknolojiler ile geldiğimiz noktada, yaklaşık son 10 yılda sorduğumuz çok önemli bir soruyu artık daha sık sorar olduk. “Dijital ortamda yazılı iletişim kurmak, bilgi ve içerik üretmek için klavye bugün tek seçenek midir ve geleceği nedir?”

Her şeyden önce klavye ve yazı işleri teknolojilerinin ülkemizdeki bilimsel öncüsü ve destekçisi olan İntersteno-Türk Başkanlığımız olarak; yeni teknolojilere uyum sağlamak ve insan hayatını kolaylaştırmak adına, mevcut aracımız olan klavyenin dönüşeceği tüm seçenekleri araştırıyoruz ve klavyenin tek seçenek olduğu görüşünde sabit kalmamamız gerektiğini düşünüyoruz.

Klavyenin atası saydığımız daktiloların ve türevlerinin yaklaşık 100 yıllık bir kullanım ve gelişim sürecinin ardından, günümüz formuyla bizi klavyelerle tanıştıran şey bilgisayarlar oldu. Dünyada da bilgi teknolojilerinin ve dijital dönüşümün gelişmeye başladığı 1970’lerden itibaren, 30-40 yıllık bu dönemde klavyenin altın çağını yaşadık ve halen de devam edip etmediği tartışılmaktadır. 2010’lu yılların başından itibaren de klavye yeni bir form kazandı ve akıllı telefonlar ve tabletlerin hem günlük hem de iş hayatımıza girmesiyle “sanal” ya da “ekran” klavyelerini de kullanmaya başladık.

Yalnız ülkemizde değil; dünyada da aslında klavyelerin hangi yöntemle ve ne şekilde kullanılması gerektiği, özellikle mobil cihazlarla birlikte çözülmesi gereken çok önemli bir konu haline geldi. Türkiye’de 1955 yılında oluşturulan milli klavyemiz F Klavye ise o tarihten günümüze bu alanda yarattığı verimlilikle ülkemizin dünyada en iyi konuma gelmesini, F Klavyenin kendisinin de dünyanın en bilimsel klavyesi seçilmesini sağladı.

Günlük hayatımızın çoğu mobil cihazlarda, iş hayatımızın çoğuysa halen bilgisayarlarda geçiyor. Özellikle tablet cihazların bilgisayarların yerini alacağı, ekran klavyesi ve yeni teknolojilerin de bilgisayar klavyesinin yerini alacağı tüm dünyada tartışılan bir konu oldu. Ancak bu dönüşümün pratikte hemen mümkün olmadığı ve özellikle iş hayatında uygulanabilir bir çözüm olmadığı anlaşıldı. Çözüm daha çok kendiliğinden gelişti, mobil cihazlara ilgi duyan tüm kullanıcılar tüm kolaylıkları bulmasına rağmen, bilgisayardaki klavyenin konforunu ve pratikliğini bu mobil cihazlarda bulamadı ve sonucunda tablet cihazlar ile harici klavyelerin birleştiği melez cihazlar ortaya çıktı.

Son 3 yılda dünyadaki en büyük bilgisayar ve mobil cihaz üreticilerinin tamamı “klavyeli tabletler” üretmeye ya da ikisi bir arada bilgisayar formları geliştirmeye başladı. Bu alanda yayınlanan küresel satış raporlarında da; 2015 yılındaki tabletler ve bilgisayarların satışları düşerken, akıllı telefonlar ve klavyeli tablet (ya da ikisi bir arada bilgisayar) satışlarının çok yükselişte olduğu görüldü. Bu da bize şu sonuç mesajını çıkartıyor; günlük hayatımızda kullandığımız akıllı telefonlardaki ekran klavyeleri ve diğer teknolojiler kişisel işlerimizi görmesine rağmen, günümüzün en az yarısını geçirdiğimiz iş hayatında çalıştığımız bilgisayarlarda, bir tablet konforu ve rahatlığıyla birlikte fiziksel klavyelerin pratikliğine ihtiyacımız olduğunu gösteriyor. Klavyeler kişisel hayatımızda her gün daha az kullanılır olsa da, uzun bir süre daha iş hayatının ayrılmaz bir parçası olarak devam edecek.

2) TÜRKİYE EĞİTİM POLİTİKALARINDA F KLAVYE VE ON PARMAKLA BAKMADAN YAZMA YÖNTEMİ EĞİTİM PROJELERİ

Türkçemizin milli klavyesi olan F Klavye ve on parmakla bakmadan yazma yönteminin eğitimi, uzun yıllardır yalnızca bazı mesleklere özel bir ihtiyaç ve yöntem olarak devam etti. Başlıca örnek vermek gerekirse, iletişim fakültelerinde özellikle basın ve gazetecilik, ticaret liseleri, adalet liseleri ve yüksekokulları, büro yönetimi sekreterlik bölümleri gibi mesleklere yönelik spesifik alanlarla sınırlı kaldı.

Hâlbuki bilgi ve dijital iletişim çağımızın başlangıç yıllarında oluşması gereken ve bugün çok geç kalınmış olan, on parmakla bakmadan F Klavye kullanımı farkındalığı, dijital ortamda her türlü cihaz ile çalışan ve iş hayatını sürdüren herkes için gerekli bir ihtiyaç ve yöntemdir. Herkesin standart bir seviyede kullanması gereken bu yöntemi, yukarıda saydığımız meslek mensupları daha da uzmanlaşarak ileri seviyelerde kullanıp, o zaman mesleğe yönelik daha verimli bir araç haline getirebilir.

Bu geç kalmışlığı giderebilmek ve bu alanda ulusal bir eğitim politikası geliştirmek amacıyla İntersteno-Türk Başkanlığımız ile Başbakanlık ve Milli Eğitim Bakanlığı arasında son 10 yılda bazı önemli adımlar atabildik.

2003 yılında Milli Eğitim Bakanı tarafından yayımlanan Genelge[i] ile tüm bağlı kamu kurumlarında F Klavye kullanımına geçiş ve yaygınlaştırma için harekete geçmiştik. Takip eden yıllarda ise bu geçişin zorlukları ve öncelikle farkındalık ile eğitimlerin oluşturulması gerektiği görüldü. Bu konuda önce ortaöğretimden başlayarak ilköğretime kadar inebilecek bir F Klavye eğitim müfredatının, okullarda eğitimi başlayan bilgisayar okuryazarlığı ve bilişim derslerinin içerisinde öğretilmesi için çalışmalar yaptık.

Tüm okullarda F Klâvye eğitimi verebilmenin önünde de en önemli engeli, hâlihazırda okul laboratuvarlarına alınmış olan ve kamuda yaygın olarak kullanılan Q klâvyeli bilgisayarların etkisi oluşturdu. Bu eğitim ve müfredat çalışmalarımız sınırlı da olsa uzun bir süre devam etti. Nihayet 2013 yılı sonunda Başbakanlık tarafından yayınlanan Genelge[ii] ile tüm kamu kurumlarında kapsamlı bir dönüşüm ve kamuoyu ile iş hayatında da F Klavye farkındalığı yaratma projesi oluşturuldu. Fatih Projesinde dağıtılmaya başlayan tüm tablet cihazların da F Klavye ile gelmesi bu projeye çok ciddi bir destek öğesini oluşturdu.

Bugün geldiğimiz noktada, 2015 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü ile yaptığımız protokol ve bu alanda en önemli destekçimiz olan Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği ile yaptığımız protokol ile de yalnızca örgün öğretim öğrencileri değil, tüm kamu çalışanları ve vatandaşlarımızın da on parmakla bakmadan F Klavye eğitimi alabilmeleri için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

3) FATİH PROJESİNDEKİ ÖNEMLİ KATKILARIMIZ VE TABLET CİHAZLARDAKİ F KLAVYE KULLANIMI

Ülkemizde Fatih projesinin ilk başladığı yıldan itibaren Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte yürüttüğümüz ortak çalışmalar ile Fatih projesi kapsamında dağıtılacak olan tüm tablet cihazların standart olarak F Klavye ile sunulmasını sağladık.

Tablet cihazların ilk yaygınlaşma dönemine denk gelen bu süreçte aynı zamanda bizlere kapsamlı bir araştırma ihtiyacı da doğurdu ve tablet cihazlarda on parmakla bakmadan F Klavye kullanımını inceledik.

Yaptığımız araştırma sonuçlarından bugüne, son birkaç yılda bu konuda neredeyse hiçbir değişikliğe uğramayan tablet cihazlarda sunulan temel giriş aracı ekran klavyesinin, dünyadaki gelişmelere de paralel olarak on parmakla bakmadan kullanmak için neredeyse tamamen elverişsiz olduğu sonucuna vardık.

Araştırmamızda yaşadığımız birinci önemli engel; tablet cihazların ekran boyutlarının çok değişken olması ve on parmak kullanıma uygun olması için ekran boyutlarının ancak en az 12 inç boyutlarında olması gerektiğidir. Günümüzde kullanılan 9 ve 10 inçlik ekran boyutları bu yüzden elverişsiz durumdadır.

Yaşadığımız ikinci önemli engel de, ekran klavyelerinin yapısı gereği tuş basma yerine dokunma ile yazılmasıdır. On parmakla bakmadan yazma yönteminin temel unsuru olan; parmakları tuşlara yerleştirme, yerlerini ezberleme ve parmakların yazarken tuşları hissetmesi gibi hususlar ekran klavyelerinde mümkün olmayan unsurlardır.

Bu yüzden ekran klavyeleri rahat bir şekilde on parmakla bakmadan F Klavye kullanımına elverişli değildir. Dünyada da bu problemi pratikte yaşayan kullanıcıların deneyimleri sonucunda; tablet cihazlarla birlikte kullanılan harici klavyeler kılıf veya kapaklar şeklinde kullanılmaya başlandı ve bu alışkanlık halen devam etmektedir. Mobil cihazlarını bilgisayarın gücüyle birleştirmek isteyen profesyonel ve mesleki kullanıcılar için de, son 3 yılda popüler olarak üretilmeye başlanan klavyeli tabletler ya da ikisi bir arada bilgisayarlar, on parmakla bakmadan yazma yöntemini kullanabilmemizi sağlamaktadır.

Ekran klavyeleri kullanmak durumunda kalmamız halinde ise, şu an tüm akıllı telefon ve tablet cihazlarda standart olarak gelen F Klavye düzeninde, iki başparmakla ya da 3-4 parmak ile Q klavyeye oranla yine çok daha hızlı yazmamız mümkün olmaktadır. Yani Türkçemizin milli klavyesi F Klavye, yalnızca on parmakla değil, ekran klavyelerindeki daha sınırlı kullanım için bile yine dünyanın en bilimsel klavyesi özelliğini korumaya devam etmektedir.

4) DÜNYADA YAŞANAN GÜNCEL KLAVYE VE EĞİTİM GELİŞMELERİ

Dünyada özellikle profesyonel ve mesleki hayatta önemini koruyan on parmakla bakmadan klavye kullanımı, teknolojinin gelişmesinde farklı formlara ve özelliklere bürünse de aslında dijital dönüşüm çağında kalem kâğıt gibi temel bir araç olarak verimli kullanılmaya devam etmektedir.

Bu konuda dünyada en önemli gelişmelerden birisi, 2015 yılı Ocak ayında Finlandiya Eğitim Bakanlığının aldığı bir karardır. Helsinki Times gazetesine konuşan Finlandiya Eğitim Bakanı, ilköğretimde el yazısı eğitimi zorunluluğunu kaldırdıklarını, bunun yerine öğrencilere yazmayı klavye üzerinden öğretmeyi zorunlu hale getireceklerini ancak öğrencilerine el yazısı öğretmek isteyen öğretmenleri de serbest bırakacaklarını ifade etti. Klavyede hızlı yazmanın önemli bir yeteneğe dönüştüğünü savunan Finlandiya Eğitim Bakanı Minna Harmanen, günlük yaşamda da hızlı klavye kullanmanın artık bir ihtiyaç olduğunu belirtti.[iii]

Bu gibi önemli gelişmeler yalnızca Finlandiya ile sınırlı değil, başta ABD ve İsviçre olmak üzere, birçok Avrupa ülkesi de bu konuda son yıllarda benzer çalışmalara imza atmaktadır.

Bu konuda dünyadan yeni ve ilginç bir gelişme ise; son yıllarda zirveye çıkan bilgi güvenliği ve siber suçlarla ilgili yaşanan çok kritik olaylardan kaynaklanıyor. Tüm dünyada yaşanan yüzlerce hack olayları ve güvenlik zafiyetleri, bu konunun en önemli paydaşı olan devletler ve istihbarat örgütlerini ilginç bir çözüme yönlendirmiş görünüyor. 2014 yılında Almanya’da Federal Meclis Araştırma Komisyonu, casusluğa karşı korunmak amacıyla iç ve dış yazışmalarda güvenliği sağlamak için bilgisayar yerine tek çare daktilo tercih etmeyi planladığını belirtti.[iv] Daha bir ay kadar önce de Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rosen Plevneliev, “Büyük istihbarat kuruluşları dahi, sanal ortamındaki olası saldırıları önlemek üzere, sıradan daktiloyla tutanak hazırlama tarzına geri döndü” diye konuştu.[v] İronik bir gelişme gibi görünse de, aslında dijital hayatta üretilen tüm bilgilerin artık ne kadar değerli ve bir o kadar da kolay ulaşılabilecek kadar ucuz olduğunun göstergesidir.

5) YENİ GELİŞTİRİLEN VE BİZLERİ BEKLEYEN YENİ TEKNOLOJİLERİN ÖZELLİKLERİ

Yeni teknolojiler, bize yeni alışkanlıklar kazandırdı: dokunarak yazı yazmak. O zaman, sonraki teknoloji tamamen sanal klavyeler mi olacak, yoksa klavye ortadan mı kalkacak?

Son birkaç yılda yapılan çalışmalar gösterdi ki; ses tanıma teknolojileri, veri girişi ve kaydı konusunda yeni ve büyük bir gelişme alanı oluşturacak.

İngilizcede “Speech Recognition” olarak tanımlanan bu teknoloji, önümüzdeki yıllarda akıllı cihazların otomatik olarak uygulayabileceği bir yöntem olacak. Hatta bugün bile dünyadan ve ülkemizden birçok önemli örneğini görüyor ve kullanıyoruz. İlk örneklerini akıllı telefonlarda gördüğümüz, sonra ülkemizde telefon bankacılığına entegre edilen “sesle komut sistemleri”, ileride daha da gelişerek, günlük hayatımızın her alanına girecek.

Mevcutta en verimli şekilde bu teknolojileri yalnızca iki ana alanda kullanabiliyoruz. Birincisi, kişisel ve günlük hayatımızda etkileşim kurduğumuz tüm mobil cihazlarımızı sesli komutlarla yönetebiliyoruz, kısa mesajlarımızı, notlarımızı, internet aramalarımızı vb. ihtiyaçlarımızı tamamen konuşarak giderebiliyoruz. İkinci alan ise, özellikle ülkemizde çok yaygın bir sektör haline gelen müşteri hizmetlerinde telefon aracılığıyla iletişim kuran tüm müşteriler, başta bankacılık olmak üzere birçok işlemlerini telefonda tuşlamak yerine doğrudan konuşarak yapabiliyorlar. Hatta dünyadaki teknolojiler bugün gelinen seviyede, konuşanın sesiyle kimlik kontrolü yaparak sesli imza haline getirebilecek kadar ilerledi. Ancak tüm bu teknolojiler; genelde sesi ve sahibini tanımak ve ihtiyacını anlayarak kişiye doğru çözümü sunabilmek üzerine geliştirilmektedir.

Peki ya mesleki hayatta? En faydalı olabileceği alanlar olan; ofis çalışanları, teknik meslekler, doktorlar, mühendisler, reklamcılar, yazılımcılar, basın mensupları, mahkemelerdeki zabıt kâtipleri vb. ne olacak? Herkesin bilgisayarını sesle kullandığı bir ofis ortamı düşünebiliyor musunuz? Yukarıda temel amacını tanımladığımız sesi yazıya çevirme teknolojileri; özellikle tüm fikirleri, içerikleri ve konuşmaları doğrudan olduğu haliyle yazılı içerik olarak üreten mesleklerde ancak birer hesap makinesi gibi sınırlı ve yan bir araç olarak kullanılabilecek gibi görünüyor, en azından kısa ve orta vadede.

Bu konuya da çözüm üretmeye çalışan teknoloji ve bilim adamları, bizleri bekleyen asıl büyük değişim olan “yapay zekâ” ile bizlere ne sunabilecek ve hayatımızı nasıl değiştirecek? Sizleri bu alanda da düşünmeye davet ediyoruz.

6) GELİŞMELERİN ADALET MYO MEZUNLARINA ETKİLERİ VE SONUÇ

Sadece yarışlar düzenleyen bir organizasyon olmayan Intersteno, yıllardır dünyada kendi alanında araştırma ve geliştirme öncülüğünü yapıyor. Intersteno Federasyonunun asıl kurulma ve çalışma amacı; yazılı metinler üreten, tutanaklar hazırlayan, raporlamalar yapan ve bunları en yeni teknolojilerle işleyen kâtipler, raportörler ve stenografları bünyesinde toplamak ve tüm bu mesleklerin gelişimine katkıda bulunmaktır.

Bahsettiğimiz tüm bu gelişmelerin özellikle Adalet MYO öğrenci ve mezunları olarak mesleki hayatlarımıza etkileri elbette sınırlı bir seviyede kalmayacak, doğrudan radikal şekilde etkileyebilecek seviyede olacaktır. Özellikle sesi yazıya çevirme teknolojileri bugün dünyada bazı gelişmiş ülkelerdeki meclislerde ve mahkemelerdeki zabıt kâtiplerinin en önemli aracı haline gelmiştir. Ancak pratikte yaşanan gelişmelerde de gördüğümüz gibi, bu teknolojilere geçiş bir günde olmayacak; bugün on parmakla bakmadan F Klavyeyi en verimli şekilde kullanarak kişisel ve mesleki hayatında ufkunu genişleten tüm kullanıcıların, yarın ses tanıma teknolojilerindeki gelişmelere yön verebilecek ve en iyi şekilde bu teknolojilerden faydalanabilecek bireyler haline gelmesi gerekmektedir.


KAYNAKÇA

[i] T.C. Milli Eğitim Bakanlığı Ticaret ve Turizm Öğretimi Genel Müdürlüğü, 31.03.2003 Tarih, B.08.0.TTÖ.0.12.03.01.311-03-996 Sayılı ve Standart Türk Klavyesi konulu Genelge.

[ii] 10.12.2013 Tarihli ve 28847 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, Başbakanlık 2013/13 Sayılı Genelgesi – http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2013/12/20131210-9.htm

[iii] NTV Haber, 13 Ocak 2015 tarihli ve “Finlandiya okullarda el yazısını kaldırıyor” isimli haberi. – http://www.ntv.com.tr/egitim/finlandiya-okullarda-el-yazisini-kaldiriyor,5n45ctG43USYyDBw-rHMLQ

[iv] Hürriyet Gazetesi İnternet Sitesi, 14 Temmuz 2014 tarihli “Almanlar casusluğa karşı daktilo kullanacak” haberi. – http://www.hurriyet.com.tr/almanlar-casusluga-karsi-daktilo-kullanacak-26804134

[v] Hürriyet Gazetesi İnternet Sitesi, 16 Nisan 2016 tarihli “Bulgaristan daktiloya geri döndü” haberi. – http://www.hurriyet.com.tr/bulgaristan-daktiloya-geri-dondu-40088756