2 Eylül 2016 günü kaybetmiştik İhsan Yener hocamızı… O sıra THK yamaç paraşütü eğitimi için Eskişehir’de oluşum ve son bir aydır kendisini göremeyişimle birleşerek daha zor ve ağır gelmişti, hiç düşünmeden hafta sonu günü birlik katılabildim ancak cenazeye. Aşağıdaki yazıyı da ölümünün hemen ardından oluşturduğumuz hatıra yazıları için yazmıştım. Sanırım bu yüzden bu blogdaki ilk yazı olmayı hak edebilecek en değerli kişi ve konu olacaktır. Okumanız dileğiyle.

HAYATIMDAKİ EN BÜYÜK HOCAM

İhsan Hocamızın 1954 yılında kurduğu ve on binlerce öğrenci yetiştirdiği Şampiyon Kurslarında açtım neredeyse gözümü; annemin de öğretmen olarak tüm çalışma hayatını geçirdiği kursta ilkokul yıllarımda tanıştım hocamızla. Eğitime ve eğitimcilere verdiği önemi, dünya şampiyonalarına yetiştirdiği yarışçıları, mucidi olduğu millî klâvye F Klâvyeyi ve tüm hayatını adadığı bu meslekteki tüm eserlerini, etraftaki herkesin gıpta ve saygıyla bakmasını gördüm kendi gözlerimle, daha çocuk yaşlardan itibaren.

Ara sıra annemin yanında görüşerek selamlaştığımız ve her seferinde ne zaman F Klâvyede on parmakla yazmaya başlayacağımı soran İhsan Hocamın kursunda geçti çocukluğum gençliğim ve onun sayesinde kazandım ilk merakımı bilgisayarlara ve bugünkü mesleğime. Sonunda yine onun yanında buldum kendimi; 60 yıldır Türkiye’nin gururu olarak bugünlere getirdiği Milli Takımın bir yarışçısı olmakla. Genç yaşta ve erken tanıştım başarıyla, yine onun ve onun öğrencisi olan annemin sayesinde; daha lisedeyken aldığım ilk dünya derecemden sonra sordu bana da o en değerli mirasını: “İdealist misin?” diye. Bizlere öğrettiği sayısız bilgi ve deneyimler içerisinde en değerli olanıydı idealist olabilmek, o günden beri asla bırakmadım izinden yürümeyi; yalnızca klâvye konusunda değil, eğitim ve çalışma hayatımın her alanında en büyük hocam oldu.

Öğrencisinin öğrencisi olduğum ve üzerimde asla ödenmeyecek hakkı olan İhsan Hocamın eğitimdeki idealistliğine örnek oluşturan ve hiçbir zaman aklımdan çıkarmadığım bir anekdotu vardır. 1954 yılında kurmuş olduğu daktilo kursuna vermek istediği “Şampiyon” ismini gerçekten hak etmeden vermek istememiş ve ta ki 1965 yılında kendi öğrencisinin aldığı ülkemizin ilk Dünya Şampiyonluğunun ardından kursun adını Şampiyon Daktilo Kursları olarak tescil ettirmiştir.

Öğretilerini ve mirasını daha ileriye götürmek, bizlere vasiyeti olan “Türkiye’yi bir 50 yıl daha üstün başarılarla temsil edebilmek” üzere birçok görevler ve çalışmalar yaptım, idealist ve gönüllülük esasıyla çalışan tüm grubumuz gibi. Türkiye Temsilciliğini yaptığımız Intersteno Federasyonunda her birimize verdiği motivasyon ve referanslardan bir tanesi ile de; Intersteno yönetim kurulu danışmanlığı görevimi yine unutamayacağım büyük bir armağan olarak bırakmıştır bana.

Binlerce sayfaya sığacak hatıram olan en büyük hocam, ailemden biri ve öz dedem saydığım değerli hocamı kısa cümlelerde anlatmaya çalışmanın zorluğuyla…

 

Emrah KUYUMCU

İstanbul, 2016